ARAVANA 3. BÖLÜM


 Kendimi kandırmayı bırakalı çok zaman olduğu için, ne olduğumdan emindim. Bu kız olmazsa ,ben de olamazdım. İnanılır gibi değil ama bu küçük kızdan aldığım güçle başarabileceğim, eğer olursa. Ben korkak bir adam-ım, dım. Yaşamak için bir nedenim vardı artık. Aslında bir kaç tane. Bennara yaşamak için ihtiyacım olan sorumluluk, çatışma isteği , almak zorunda olduğum İnisiyatif. Bunları yapmazsam halihazırda çok yaşayacağımızda yoktu zaten. 


Doğu diye tahmin ettiğim yere doğru gidiyorduk , kadının bana gece ilerle gündüz evde ol dediğini biliyorum . Bennara ile bunu yapamazdım. Gece ikimizi de koruyamazdım. Hem de gece sadece tehlikeler yoktu. Açlık vardı uykusuzluk vardı. Odak noktamı kaybedersem bu iyi olmazdı. Yürümeye başlayalı çok fazla olmadan uyandı. Etrafı sorgular gözle inceleyip bana döndü. Bu yaptığımı onaylamıyordu. Ama onunda gitmek istediğini biliyordum. Önümüze çıkacak zorlukları bende bilmiyordum. Bu yavrucakta bilmiyordu ama eminim ki o evde kalmakta istemiyordu. Ahh kim ister ki? Ailesini ondan alan yerde fazla bile dayandı. Yaşını tahmin edemiyordum belki sekiz ,belki dokuz. Ama çok cılızdı, daha büyükte olabilirdi. Konuşmuyordu ,sürekli etrafı izliyordu. Yine açıklıktaydım ve kolay hedeftim. Tek ümidim insanların gece yola koyulup gündüz evde oluyor olmasıydı ,yani umarım öyledir. 


Uzakta büyük duran bir karartı görür gibi oldum ama sabit duruyordu. Ev olabilirdi. Başka ne olabilirdi düşünemedim. Yaklaştıkça daha da belirginleşmeye başladı. Evet kesinlikle evdi. İçeri girmeli miydim, devam mı etmeliydim. Güneş doğalı çok olmamıştı ama eve geri dönmeli miydim, burada mı durmalıydım emin değildim. Demek ki çokta uzak değildi yavrucağın evi, diğer evlere.


Oda görmüş olacak ki anlık şaşırır gibi oldu ardından soran gözlerle yüzüme baktı. 


"Bilmiyorum bende açıkçası. Biraz daha yaklaşıp ona göre karar vereyim olur mu? " 


Yaklaşırken kalbim yerinden fırlayacakmış gibiydi. Yavrucağın da öyle. Evle aramızda çok mesafe kalmamıştı ki durdum, dinledim. Bennara hareket etmiyordu. Yavaş yavaş adım atmaya ,her adımdan sonra durup dinliyor en nihayetinde tehlikeli olmadığına karar verip devam ediyordum. Kapının eşiğindeydik. Sıkıca boynuma sarılınca bütün yetilerimi anlık kaybetmeye başladım. Belki de korkudan afazi geçiriyordum. Derince nefes aldıktan sonra kapıya vardım. Elim kapının kolunda bir süre daha kulak kabarttım. Kapının kolunu indirdim. Kapıyı açtım. Adım attım. Küçük bir hol vardı karşımda holde bir sürü kapı . Sağdaki ilk kapının önünde durdum ve açtım 'mutfak '. Soldaki ilk kapıya yöneldim iki kanepeyle ortada dikdörtgen halının olduğu oturma odası. Diğer kapılar sırasıyla yatak odası, banyo ve küçük yatak odasıydı. Kimsecikler yoktu. Başka girişinin olması da mümkün görünmüyordu. 


"Burada duralım mı? Sonra devam ederiz, olur mu? " cevap vermedi. Ne diyecekti ki zaten? Mutfakta sandalyeye indirdim onu. Ve kapıyı kapatmak için evdeki gibi aletler aradım. Yoktu. Burada duvar askılığı bile yoktu. 


" Bana yardım eder misin, kapının önüne engel koymamız lazım." dedim. Hemen ayağa kalktı ve verilen emre uygun hareket eden asker gibi robotik hareketlerle evi gezdi. Elinde yarım metre tahtayla geri döndü. Kapının koluna yasladı ve yere sabitledi. Olduğum yerde aptal gibi donup kalmış küçük kızı izliyordum. Gerçekten iyi yetiştirilmişti. Bana zafer kazanmış edasıyla bakıyordu. Geri mutfaktaki sandalyesine oturdu ve bekledi. Sanki yeniden emir bekliyordu. Hayır ,hayır bunu yine yapmayacaktım. Hatta hiç yapmayacaktım. 


Ne yapsam diye düşünürken inanılmaz bir duş alma isteği doğdu. Ama nasıl yapacaktım. Kıza sormalıydım. O kadar zamandır duş almadan mı saklanıyordu. Ama ben duş alırken biri gelirse yada önce o mu girse ben beklesem. Önce odalarda kilit var mı diye bakmalıydım o bir odada kendini kilitleyebilir ve beni bekleyebilirdi. Evet bu mantıklı yani şimdilik. 


" Banyoda su saati var. Nasıl banyo yapıyorsunuz ? Evde nasıldı? "


" Haftalık su veriliyor. İki kez duş almaya yetmiyor. Annem bir hafta beni yıkıyordu bir hafta kendisi duş alıyordu." Lanet olsun su sadece haftalık mı yani. Hemen banyoya yöneldim. Su saatine baktım ve çoktan sıfırlanmıştı.


Bir dakika, ne , sıfırlanmış mıydı. Burada biri mi vardı? Yada var mı hala ? Bugün günlerden neydi ki ? Bu lanet yerde zaman kavramımı yitiriyordum. Kadınla buluştuğum gün pazartesiydi dimi yanlış hatırlamıyorsam . Öyle olmalıydı. O zaman bugün perşembe miydi? Yani üç gün oldu su verileli ve bitti mi , ne zaman? Neyse mutfağa geri yöneldim. 


Kahretsin! Kahretsin!


Lanet olsun. Bu ne demek oluyordu? Bu korkuluk kılıklı kadında ne oluyordu. Ne zamandır buradaydı ?Burası onun yeri miydi yoksa? Bu kadın banyo yapmış olamazdı. Gelip geçerken uğrayan biri olabilirdi. Ama önemli olan şuandı ve bu kadın kızı esir almış gibiydi. Ellerimi kaldırdım ve sakin olması gerektiğini belirtir gibi ellerimi yavaşça indirip kaldırdım. Bir kolunda Bennara'yı sıkıca tutuyor ve yavrucak donuk gözlerle bana bakıyordu. Kadın vahşi bir hayvan gibi beni inceliyordu. Diğer kolu arkasındaydı, elinde bir şey mi saklıyordu. Ona doğru adım atınca kolunu çıkardı ve tezimi doğruladı. Elinde bir bıçak tutuyordu. 


Lanet olsun , bu kadın kesinlikle iyi biri değildi. Katil olmayabilirdi ama kesinlikle aklını yitirmişti. Neden bir saniye arkamı döndüğümde hep kötü şeyler oluyor ,neden lanet olsun!


" Çocuğumdan uzak dur" diye hırladı. Ne diyordu lan bu deli. Zaten ne dediğini de zor anladım. Annesi olmadığına emindim. Küçük kıza baktım hala donuktu. Emin olduğum konulardan en önemlisi de kesinlikle bu kadınla ilgili olandı. Eğer çocuğunu kaybetmiş ise her şeyi yapabilirdi. Çocuğunu kaybeden annelerde inanılmaz mental çöküşler baş gösteriyordu. Suyunu gitmek zorundaydım, her an her şey olabilirdi.


" Ben ona zarar vermiyordum , sadece.. sadece onu koruyordum. " alttan almaya çalışıyor ,ona güven aşılamak istiyordum ama zerre değişiklik olmadı. Hala sıkıca kızı tutuyor, bıçak tutan elini de milim indirmiyordu. 


O anda birden fazla şey oldu. Bennara bayıldı, deli kadın telaşla bıçağı yere bırakıp kıza yöneldi. Hiç düşünmeden kadına bir tekme atıp Bennara'yı kaptığım gibi mutfaktan çıktım. Dış kapıya vardığımda öyle sert çektim ki küçük kızın koyduğu tahta çatırdadı . Kapıyı kapatmadım, arkama dönüp bakmadım bile. Nefes alışverişim hırıltıya dönmeye ,dizlerim titremeye başladığında tempomu düşürmek zorunda olduğu fark ettim ama yapamadım. Önüme odaklandığımda geldiğim yere yönelmiş olduğumu anladım. Evet ,şimdilik eski ev daha güvenli geliyordu. Bir süre orda olacaktık. Kadın peşimizde miydi değil miydi emin olmak zorundaydım. İlerde bir engel olmadığı için çok kısa arkaya bakmak için kendime izin verdim. Adımlarım yavaşlamaya başlıyordu. Hadi yapabilirdim. Dayanabilirdim. Çok uzun zamandır koşmamıştım. Kızcağız hala baygındı. Bu yüzden gittikçe ağırlaşıyordu. Yükünüz ne kadar hafif olursa olsun giderek ağırlaşır. Ama bu kız benim için yük değildi. Elbette. Neyse zihnimi dağıtmamalıyım. 


Hızımı kesmeden saniyenin onda biri kadar geçen bir zaman diliminde başımı arkaya çevirip döndüm. Yoktu ,kimse yoktu. Emin olmak için durup iyice baktım. Kesinlikle kimse yoktu. Ama durmamla birlikte bütün gücüm tükendi. Kollarım çözüldü ,olduğum yere yığıldım. Hayır hayır bu olmamalı. Bennara'yı uyandırmalıydım. Devam edemezdim daha fazla. 


"Bennara, Bennara.. uyan, kendine gel. Geçti her şey. Uyan hadi." Alnına hafifçe fiske attım. Gözlerini kırpıştırır gibi oldu. 


  Aynı anda bir çıtırtı duydum. Kızı yerde bırakıp ayağa kalktım. Etrafı iyice taradım. Gözlerimi kısıp odaklandım. Yerde bir şey vardı ,kesinlikle az ilerde yerde bir şey vardı. Ahh, o lanet kadın. Deli ,bunak. Yeter lütfen , Bennara'yı kaptığım gibi tekrar koşmaya başladım. Öfkeli bir haykırışla arkamdaki ses yaklaşmaya başladı. Koşmak çok zordu. Limitlerimi zorluyordum. Evi göremiyordum hala, görseydim kendime varış noktası belirler dayanabilirdim. Bu kadar uzağa gelmiş olabilir miydik? 


Bennara gözlerini açtı. Bana baktı rahatlamıştı ama durumu fark edince hemen nereye koştuğuma , neden kaçtığımı araştırmaya başladı. Kadını görmüş olmalı ki anlık titredi. 


  'Bennara sırtıma geçebilir misin? Daha hızlı koşabilirim. Şuan seni indiremem ,duramayız da. Beni anlıyor musun?"


"Evet ,tamam" dedikten sonra kollarını boynuma dolayıp sol ayağını sırtıma attı. Hafifçe arkaya ittim ve ellerimi arkada birleştirip biraz daha yukarı çıkmasını sağladım. Evet kesinlikle böyle daha rahat koşuyordum. Arkamda panter mi vardı bu nasıl koşmak , koşarken çıkardığı ses çok ürkütücüydü. Sonunda uzakta bir karartı gördüm. Koşmaya devam etmeliydim ahh bu lanet kadın nasıl bu kadar güçlü olabilirdi. Yorulmadı mı hala ? 


"Bennara, arkaya bak ve ne kadar yaklaştığını ve nasıl göründüğünü söyle" ona emir verir gibi konuşmuştum ama gerçekten ne takatim vardı ne zamanım. Bennara hemen söyleneni yaptı, kalbinin anlık teklediğini fark ettim. Kahretsin o kadar mı kötüydü.


"Amca biraz arayı açmalısın. Çok yakınımızda, çok korkunç görünüyor. Canavar gibi... Amca hızlan." Bunları söylerken o kadar heyecanlıydı ki sırtıma vurmaya ayağıyla tekme atmaya başlamıştı. Ne yapmalıydım? Ne yapmalıydım? Dursam ona bir tekme daha atsam, hayır hayır , bu riski alamazdım. Onun ne yapacağı belli olmazdı. Elinde bıçak olabilir aniden bana saldırabilirdi. En kötüsü Bennara'ya zarar gelebilirdi. Durup yerden taş alıp kafasına atsam ben bunu yapamadan çoktan yanımda bitip beni etkisiz hale getirebilirdi. 


"Amca çok yaklaştı" tekmeleriyle kendime geldim. Derin bir nefes alıp depar atmaya başladım. Adeta ayağım yere basmıyordu. Korkudan fişeklemiş de olabilirdim. Ufaklık ,hareketsiz kaldı . Ama kalbi sakinleşmeye başlamıştı. Arkasını döndüğü halde bir şey söylemedi. Demek ki uzaklaşmıştık. Demek ki işe yaradı. Evle aramızda belki iki yüz belki iki yüz elli metre vardı. Ciğerlerim patlamak üzereydi . Burnumdan nefes alamıyordum, ağzımdan aldıkça boğazlarım yırtılıyor gibiydi. 


Evet eve az kalmıştı ama ya içerde biri varsa. O zaman ne yapacaktık. Bu deli kadından daha beter biri olabilirdi. Ama şu anlık bu riski almak zorundaydım. Anlık bile olsa o evde bir iki saniye dinlenmek zorundaydım. Daha fazla devam edemezdim. 


" Durdu. Amca ,durdu. " ne, demek ki manyak kadın durmuştu. Neden ? Asla öyle bir tipe benzemiyordu. Bu iyi gibi görünmüyordu. Etrafı göz gezdirdim ama yoktu, görünürde durmasını gerektirecek ne olmuş olabilirdi ki? Böyle kadınlar görmüştüm, kesinlikle sebep olmadan duracak türde değildi. Evin arkasını dolandım ve ön kapıda durdum. Kapıyı açtım. Düşünürsem yapamazdım. Düşünmeden karar vermek zorundaydım. Hemen arkamdan kapıyı kapatıp. Tahta kaşığı yerine oturttum. Koltuğa yığıldım. Dinlenmek zorundaydım. İçerde biride olsa umurumda değildi. 


  Bennara hemen sırtımdan indi ve yere oturdu. Bende kanepeye iyice yayıldım. Nefes alışverişim asla düzelmiyordu. Sanki ciğerlerimdeki hava hiç dışarı çıkmamıştı. Sadece nefes almıştım. Bayılmak üzereydim. Ama olmazdı. Böyle tehlikeli zamanda bayılamazdım. Doğrulmaya çalıştığımı fark edince ufaklı bana yardım etmeye çalıştı. Düzelmesemde eskisi kadar kötü değildim. Bugün burada kalmak zorundaydık. Kanepeyi kapıya ve pencereye doğru ittim. Kapının ve pencerenin açılan tarafını kapattım. Ufaklığı arkamda tutup mutfağa yöneldim. Meyve bıçağı verdim ona, hemen aldı. Ahh yavrucum güya ben kollayacaktım seni. Masatımı bulmak için salona döndüm. Yukarı kata çıkmalıydım. Ama içimdeki hissede güvenebilirdim. Bence kimse gelmemişti bu eve. Hava yeni kararmaya başlamıştı. Her gün dışarlarda gezen insanlar yoktu. Özellikle bugün o deli kadın hariç kimseyi görmemiştim. Merdivenleri bir çırpıda çıkıp bütün odaları, yatakların altı ve perdelerin arkaları dahil baktım ama temizdi. Kimse yoktu. Ufaklığın, odasının camının kenarında arkaya baktım ama kadın yoktu. Dikkatli baktım ama yine de yoktu. Nereye gitmiş olabilirdi. O eve bir daha yaklaşamazdım. 


"Ufaklık, yukarı gel" diye seslendim. Hızlı adımlarla yanıma geldi. " Bu gece bu odada uyuyalım buranın kilidi var hem, hem de alt kat daha tehlikeli kalmamız için ." Kafasını salladı ve onay verdi. İnanılmaz yorgundum. Dolabını kapıya doğru itmeye çalıştım ama lanet dolap inanılmaz ağırdı. Çok az yerinden oynatabildim. Biraz daha ,biraz daha derken kapının açılmasını engelleyecek kadar hareket ettirebildim. Ayakkabılarımı çıkarıp yatağa serildim. Ufaklıkta yanıma geldi . Ama uyuyacak gibi durmuyordu. Zaten yarın baygındı gün boyu. 


" Ufaklık buraya daha önce gelen oldu mu? " nedense bu soru kafamda dönüyordu. Gelip geçenler dışında bu eve kimse özellikle girmemişti. Ki o kadın beni uyarmasaydı belki bende bu evi bulaşmazdım. Belki de kimse uyandığım yerdeki evlerden dışarı çıkmıyordu. Ufaklık kaşlarını çatmış düşünüyordu. Düşünürken gözleri bazen büyüyor, bazen kısılıyordu.


  "Evet gelenler oldu ama "duraksadı " galiba sadece büyükbabanın adamlarıydı" dedi. Kafamda milyonlarca sorular ,yanıtlar birbirini kovalamaya başladı. 


"Eminsin dimi?" kafasını evet anlamında salladı. "O zaman aslında buraya benden başka giren olmadı yani doğru mu anlıyorum?" Tereddütle kafasını salladı. Nereye varmak istediğimi anlamıyordu. Bugün o kadın boş yere durmadı, buna kesin gözüyle bakıyordum artık. Bu eve yaklaşılmamasını gerektirecek bir nedeni olmalıydı. Keşke elimde daha fazla bilgi olsaydı, küçükten edindiğim bilgiler beni daha fazla karmaşıklaştırmaktan başka işe yaramıyordu. 


Yorumlar

Popüler Yayınlar